Bu haftaki dersimizde “improvising” dünyasının daha da derinlerine daldık. Öncelikle Birazilyalı “muhalif” bir tiyatro ustasının ortaya koyduğu, numaraları hareketlerle değiştirme egzersizini uyguladık.
İlk duyunca “Muhalif derken, acaba neye muhalif bir adam bu?” diye kendi kendime sormaya başlamıştım. Daha sonra anladık ki insan doğasının sempatik sinirlerle kayıt altına aldığı, hayatı kolaylaştırma adına sürekli yapılan hareketleri rutinleştirme eğiliminin tersine çalışıyorduk. Bir anlamda kendi kendimize muhalif oluyorduk.
Hareket seçerken aklıma gelen hareketlerin demir-çelik işçileri tarafından zaten yapılmış olduğunu öğrenince hem üzüldüm hem sevindim. Bu tür düşüncelerin bizim insanımızın doğal refleksi olduğunun farkına vardım, ben yapamasam da birilerinin bu anlamlı hareketleri yapmış olmasına da sevindim.
Peşinden yaptığımız mimik egzersizi yabancı dizilerin DVD ekstralarındaki oyuncu seçme videolarına benziyordu. Bir konu ve karakter veriliyor ve buna uygun jest ve mimikler sahnedeki kişiden isteniyordu. Tabi profesyonel oyuncular kadar başarılı olamasak da bizden de bayağı iyi arkadaşlar çıktı.
Derslerimiz ilerledikçe ve egzersizler üstüste geldikçe hocamızın, çerçevesi çok da belli olmayan bu derste, neleri öğretmeye çalıştığı yavaş yavaş orta çıkıyor gibi.
Her ne kadar 2 saat boyunca gülmek yorucu olmaya başlasa da ve derse devam edebilmek için yüz kaslarımız zorlanmak zorunda kalsak da artık birşeyler öğrenebilmek için bu tür sıkıntılara katlanmak zorundayız.
Bu derste farkına vardığım diğer bir husus da yeni bir egzersize başlarken gönüllü olmak için ilk el kaldırmanın dersi daha bir heyecanlı hale getiriyor olması. Peşpeşe başkalarının çalışmalarını izlemek sıkıcı oluyor gibi. Sürekli “Atık ben de olaya dalmalıyım arkadaş!” diyor insan.
Bu hafta da çok eğlendik çok güldük, artık önümüzdeki hafta ne gibi maceralar bizi bekliyor, göreceğiz. Ders esnasında ara sıra annemin “Oğlum çok gülen çok ağlar dikkat et kendine!” sözü aklıma geliyor “Bütün sınıf, zeminle birlikte Orta Kantine iner miyiz?” diye düşünüyorum. Olursa öyle birşey şimdiden suçluyu ilan ediyorum hocamız İNANÇ AYAR beyefendi.
Gazete başlıkları da şimdiden hazır "Ölüme gülerek gittiler", "ÖSYM'den sonra TÜBİTAK'ta da skandal:Öldüren araştırma görevlisi","Ahirete beyin göçü", "Doğaçlama şehitleri"...
Saygılarımla...
Senior Emin
No comments:
Post a Comment