Bu haftaki dersimizde gene çok güldük çok eğlendik.Bunları yaparken de boş durmadık bir yandan da birşeyler öğrendik."Eğlenirken öğrendik" yani.
Dışarıdan bakıldığında çok basit gelebilecek bir "sandalye kapma" yarışında Kapitalizmin vahşi yönünü gözlemledik.Kısıtlı kaynaklar söz konusu olduğunda adaletli paylaşım için kurallar konulmadığı zaman insanların kaos ortamı oluşturarak hayatta kalmaya çalışmalarının sebebini ayakta kalan arkadaşlarının biraz utangaç biraz güleç çehrelerinde gördük.
Sandalye kapmanın kolay olmadığını çelik gibi sinirlerle birlikte çevik bir vücudun da gerekli olduğunu fark ettik.
Daha sonra yaptığımız jest donma-kalan yerden devam etme çalışması (ismi biraz uydurma oldu ama Kemal Sunal'ın dediği gibi "Uysa da uydu, uymasa da uydu") pek alışkın olduğumuz bir çalışma olmadığı için ilk başlarda kafa karıştırır gibi oldu.
Burada yarım bırakılan jest-hareketin mantıklı ve akıcı bir şekilde devam ettirebilmeinin ne kadar zor olduğunu hep birlikte gördük.
Aslında bu "doğaçlama" dediğimiz kavramın tümü için geçerli olabilecek bir ilke; önemli olan ani ve hızlı cevap verebilme değil, durumu istediğimiz yönde akıcı bir şekilde devam ettirebilecek tepkiyi verebilme.
Bu egzersizde ters köşe diyebileceğimiz hareketleri yapabilmek çok önemliydi.Size tokat atma halinde olan birine benim yaptığım gibi "guard" alıp yumruk atma çok da mantıklı bir tepki değildi.Tokat atma halinde olana sarılma bir öğretmenin ihtiyacı olacak tipte doğaçlamaya daha yakın duruyor.
Grup halinde yaptığımız tiyatro çalışması da eğlenceli olduğu kadar Boğaziçililer'le çalışmanın zorluğunu bana tekrar ispat eden bir durumdu. Herkesin aklına ve kendine ciddi bir şekilde güvendiği bir yerde doğal olarak "benim düşündüğüm en mantıklısı" fikri hakim oluyor. Dolayısıyla yanlış da olsa bir karara varmak cidden zorlaşıyor.
"Boğaziçili bir kızla neden evlenilmez?"in cevabı hemen üstte...
Tiyatro oyununu canlandırırken temsil edilen karakteri iyi bir şekilde anlatabilme tabii ki kolay değil.Böyle durumlarda sözler devreye giriyor.Fakat dersteki egzersizimizde olduğu gibi sınırlı sayıda kelime kullanmamız gerekiyorsa işte burada iletişimin en önemli parçası olan jest-mimik-beden dili devreye giriyor.Bunu iyi kontrol edebilen insan söz israfına gerek duymadan çevresindekileri derdini kolaylıkla anlatabiliyor.
Son olarak geçen hafta yarım kalan yeni kişiyle-yeni durum egzersiziyle dersimizi bitirdik.Burada da "spontane" konuşmalarda ve ya durumlarda önceden "back-up" planları yapmanın ne kadar gerekli olduğunu gördük. Daha önceden de bahsettiğimiz gibi doğaçlama dediğimizde önemli olan en mantıklı tepkiyi en hızlı şekilde verebilmekti.Bunu yapabilmek için canlı,enerji dolu,akıcı ve hareketli bir zihne sahip olmak gerekiyor.Çünkü çok farklı durumlar için gerekli olan farklı duygu ve düşünce seçeneklerini ancak böyle bir zihin üretebilir.
Saygılarımla...
Senior Emin
No comments:
Post a Comment