Saturday, October 30, 2010

PRED 485 4.Ders 27.10.2010

Ara sıra arkadaşlarla konuşuruken "PRED 485 dersinde şöyle yaptık, böyle yaptık, çok güzeldi,enteresan şeyler oldu." falan diye anlatıyorum. Her defasında "O ders neydi ya?" diye soruyorlar. Ben de "Drama dersi işte yaa" diyerek hatırlatmaya başladım.

Her nekadar dersimizin sadece küçük bir kısmını tanımlasa da "drama" ifadesi çok da fena gelmiyor kulağa.Özellikle bu haftaki dersimizle birlikte dramanın ve teatral egzersizleri eyice arttırmış olduk.

Bu kısa teatral oyunlar daha çok efor ve katılım gerektirdiği için öncekilere göre daha zorlayıcı olabiliyor. Bize verilen 10 dakika hatta bazen 6 dakika gibi kısa bir sürede birşeyler hazırlayıp en iyi şekilde sunmaya çalışma eğlenceli olduğu kadar yorucu da olabiliyor.


Özellikle ilk başlarda yaptığımız, fotoğraflayarak konuşmadan ve hareket etmeden hikayeyi anlatmaya çalışma gerçekten enteresan bir egzersizdi. Japon animelerinde gibi hissetmeye başlamıştım kendimi, olayların can alıcı noktalarında donup kalıyorduk.Bunu görenler rahatlıkla hikayeyi anlayabiliyordu.

Baş ve son resmi belli hikayenin içini doldurabilme zor görünse bile aslında çok kolay.Çünkü başlangıçta elimizde saçma da olsa birşeyler var. Onları birbirlerine bağlama sıfırdan yeni bir hikaye yazmaktan daha eğlenceli oluyor. Kendi içinde bir meydan okuma yaratıyor.

Köşe kapmacaya gelince, o zaten başlı başına bir hikayeydi. Kol kola sınıfta hareket etmeye çalışma, gülmekten egzersizin ne işe yaradığını veya neyi amaçladığını bile anlayamadık. Şimdi düşününce belki de amaçlanan buydu; sadece gülmek ve katılımcılarda fizksel olarak hareket oluşturabilmek.

Dersin başında yaptığımız kardeş sayısına göre, doğum yerlerine ve mevsimlerine göre sınıftaki hayali Türkiye haritasında yerlerşme biraz tuhaf gibi dursa da sınıfın geneliyle ilgili istatiksel bilgi edinebilme adına gayet mantıklı görünüyor. Diğer taraftan “İnanç hocamızın aklına birşey gelmediği zamanlar için yedekte beklettiği egzersizleri var, bu da onlardan biriydi herhalde.” diye düşünmeden de edemiyor insan.

Saygılarımla...
Senior Emin

No comments:

Post a Comment